Tarikatlar

Tarikat sözcüğünün manası;kişinin Hakk a ulaşmak üzre koyulduğu yol



.Burada bahsedilen Hakk Allah(cc.) anlamındadır.Yani kısacası tarikat;Allah,a götüren yol anlamına gelir.

Farklı zatlar tarafından birçok tarikat kurulmuş olup günümüzde de bazıları hala faaliyet sürdürmektedir. Her tarikatın kurucuları ve şeyhinin belirlediği bazı kuralları vardır. tarikatlar tasavvufi eğitim uygulanan bu felsefeyi öğretmeyi ve yaymayı amaçlayan yapılanmalardır.Her topluma aynı metotlar uygulanamayacağı için farklı meşreplerden de dolayı yapılanmalar da çeşitlilik göstermişlerdir.

Tarikat kavramının tarihine bakacak olursak;bu kavramın ilk kullanımı hicri 3.ve4.yy da başlamıştır.Günümüz tarikatlarının misyonuna benzer(şeyhlerin görüşlerine tabii olunarak el alma yöntemiyle hakk a yaklaşma)tarikat yapılanmaları ise ilk olarak hicri 6. (ms11.)asırlarda görülmüştür.İslam tarihini inceleyecek olursak;Hakk a en yakın olunan dönemler.Yani cahiliyeden ve cahili anlayışlardan en uzak olunan dönem tabi ki Hz. Muhammed (sav.)dönemidir.Onun yetiştirdiği nesil gibi bir nesil Dünya Tarihinde dahi görülmemiştir.Bu dönemin adı Asr-ı Saadet dönemidir.

Peki nasıl yaşanırdı asr-ı saadet de? Sahabeler Hakk a ulaşma yolunda yani tarikat da ne yaparlardı?Öncelikle bu konuyu incelemeliyiz.Ve günümüz tarikatlarıyla karşılaştırıp günümüzün ihtiyaçlarını anlamalıyız.

Sahabelerin elinde tek bir kaynak vardı.O da onlara fazlasıyla yetmişti. Sahabelerin örnek alarak tabii olunacak şeyhleri yokdu. Onların örnek oldukları yalnız bir kişi vardı.O da Allah resulü Hz. Muhammed(sav.)di. Onlar sadece kur,an ve Allah Resulüne tabii oldular.Kur,an ın haram kıldığından ebediyen vazgeçtiler.Peygamberin buyruğunu ise canları pahasına bile olsa uyguladılar.Allah,a giden yolda o kadar ilerledi,ler ki; günümüzde tarikat a mensub olarak bu yol üzre ne kadar da ilerlense, onların yaklaştığı kadar Hakk la yakınlaşmak namümkündür.Tabiki bu,,Hakk arayışına girme,zaten sen sahabeler kadar Allah dostu olamazsın sen bu işin peşini bırak,, demek değildir.İmanlı kimseler her zaman hakk yol üzredir.

Fakat Asr-ı Saadet zamanındaki gibi bir nesil asla tekrar gelmedi.Hiçbirimiz onlar gibi değiliz ve olamayacağız.Onların önderi Hz. Muhammed(sav.)Kaynakları ise Kur,an dı. Ve en iyisini başardılar.

Peki onlardan sonra gelen nesiller yani bizler hangi kaynaklara sahibiz? Yahut örnek alacağımız şahsiyetler kimlerdir?Günümüzde;

-Birçok tefsir,fıkıh,ilim kitapları,

-Birçok tarikat,dernek ve Cemaatler,

-İnsanlara maneviyat önder olduğunu söyleyen bir çok kişi ve topluluklar,

vardır.bunların yanında tabiki Kur,an ve sünnet tabiki varlığını sürdürmektedir.

Şuan elimizin altında bu kadar kaynak olmasına rağmen niye sahabeler gibi amel edemiyoruz?Onların farkı neydi?

Tabi ki imanımızın azlığından ve toplumumuzun bozukluğundan kaynaklanıyor.konumuzun çok da dışına çıkmadan şunu da söylemek gerekli ki;hangi tarikata mensup olursak olalım,hangi müride bağlanırsak bağlanalım.bunların görüşlerini,yaşantısını benimsemeden evvel Kur,an ve sünnetin bu konularda ne dediğini inceleyelim.Bu iki değerli kaynağı esas alalım.

Hz. Muhammed (sav.)in vefa-atından sonra bir çok değişik düşünce akımları ortaya çıkmıştır.Bununla paralel olarak farklı tarikatların başlangıcı görülür.Özellikle emeviler döneminde lüks yaşama tarzının yaygınlaşmasıyla.İslam coğrafyasında fikir ayrılıkları oluştu.Bu dönemlerde ,,Suffe Ashabı,, denilen ashab fikir dünyasında büyük yer tutar.Cüneyid-i Bağdadi,Haris-el Muhasibi,Hamd-un Kassar gibi zatlar sufilik tasavvufunu resmen başlatmışlardı.

Sonraki dönemde muhterem İmam-ı Gazali tasavvuf felsefesine adeta yeni bir ivme kazandırmıştır.

Derken Abdülkadir-i Geylani,Ahmed-er Rufai,Necmeddin Kübra gibi şahsiyetler bu temel üzere tasavvuf binasını inşaya devam etmişler.-Burada sufi sıfatıyla ilk anılan,,Ebu Haşim Sufii,, dir.Kuruluş aşamaları dikkate alınmazsa,günümüz formunda kurumlaşan ilk tarikat ,,Kadiriye,,dir. Kurucusu ise Abdülkadir-i Geylani,dir.

Mevcut tarikatların bir yazılımı şöyledir;

1. Kazerûniye: Ebu İshak Kazerûnî (ö. 426/ 1035)

 2. Adeviye: Âdi b. Musâfir (ö. 557/ 1162)

 3. Câmiye: Ahmed Câm Nâmekî (ö. 536/ 1141)

 4. Ebheriye: Kutbuddin Ebherî (ö. 573/ 1177)

 5. Kâdirîye: Abdulkâdir Geylânî (ö. 561/ 1166)

 6. Rıfâiye: Ahmed Rıfâî (ö. 570/ 1173)

 7. Yeseviye: Ahmed Yesevî (ö. 562/ 1166)

 8. Kübreviye: Necmüddin Kübrâ (ö. 618/ 1221)

 9. Bedeviye: Ahmed Bedevî (ö. 638/ 1240)

 10. Şâziliye: Ebu’l Hasan Şâzilî (ö. 653/ 1255)

 11. Sühreverdiye: Ebu’n Necib Sühreverdî (ö. 563/ 1168), Ebu’l Hafs Sühreverdî (ö. 632/ 1234)

 12. Desûkiye: İbrahim Desûkî (ö. 676/ 1277)

 13. Mevleviye: Celâleddin Rûmî (ö. 672/ 1273)

 14. Halvetiye: Zâhid Geylânî (ö. 750/ 1350)

 15. Nakşibendiye: Bahauddîn Nakşbend (ö. 791/ 1389)

Mümin in iman ve mantık süzgecinden geçirerek,sürecegi yolu,gaye ve amaçlarını bilerek tarikat a dahil olması makuldür.Tarikat ihtiyaç mıdır?Evet tabii ki kuruldukları dönemin manevi ihtiyaçlarını karşılamak için var olmuşlardır.Lakin günümüzde ihtiyaç olup olmadıgı konusunda İslam Alemi fikir birliğine varamamaktadır.Örneğin; Said-i Nursi Hz. bu konuda ,,Zaman tarikat değil hakikat zamanıdır,, buyurmuşlardır.Ama tarikatın birçok mücahid ve müceddit yetiştirmek suretiyle topluma faydası da olmuştur.

Tarikat,a girebilmek için İmam-ı Rabbani 2 şart koşar;

1.Sağlam ve tahkiki iman

2.Farzların edası

Yani bu demek ki;,,Eğer sen tarikata mensub olmak istiyorsan evvelden şeksiz şüphesiz iman et.kalbindeki kuşkuları temizle,Namazını dosdoğru kıl,Orucunu tut,ibadetlerini et,hayırlı amel eyle.Sonrasında tarikat kapısından girmen mümkün olur. ,, Umulur ki bu yolda nize ferdler Hidayete ersinler.

Peki ne çeşit tarikatlar vardır?Şöyle ki;

Metodlarına göre tarikatlar 3,e ayrılırlar

1.Tarık-ı Ahyar:İbadet ve takva yolu üzere olan tarikatlar.

2.Tarık-ı Ebrar:Çile ve hizmetle nefis terbiyesini amaçlayan tarikatlar.

3.Tarık-ı Sutdar:Aşk ve Vecd ile Hakka ulaşmayı benimseyen tarikatlar.

Tarikatların gelişimini kavramak için eski tarikatlara ve şeyhlerine bakmak gereklidir.Tasavvuf tarihinde tarikatları böylece kısaca anlatmış bulunuyorum.Okuyup bütün Müslümanların faydalanması dileğiyle.