SİLSİLE-İ ALİYYE BÜYÜKLERİ VE DUASI

Güncelleme tarihi: 26 Mar 2021

Dileğine kavuşmak için…, iki rekât namaz kılıp, sevabını Silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diye dua etmeli. Mesela, (Yâ Rabbi, hayırlı bir çocuk nasip eyle) diye dua edip, (Bu duamı Silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle) demeli. (Mekatib-i şerife) Sabah ve yatsı namazından sonra Silsile-i aliyye’nin isimlerini, sonra Fatiha okuyarak ruhlarına gönderip, onları vesile ederek yapılan dua kabul olur. Tecrübe edilmiştir…

Silsile-i aliyye büyüklerinin isimleri... 1- Peygamber Efendimiz 2- Ebubekr-i Sıddık 3- Selman-ı Farisi 4- Kasım bin Muhammed 5- Cafer-i Sadık 6- Bayezid-i Bistami 7- Ebul Hasan Harkani 8- Ebu Ali Farmedi 9- Yusuf-i Hemedani 10- Abdülhalık-i Goncdüvani 11- Arif-i Rivegeri 12- Mahmud-i Encirfagnevi 13- Ali Ramiteni 14- Muhammed Bâbâ Semmasi 15- Seyyid Emir Gilâl 16- Seyyid Muhammed Behaeddin Buhari 17- Alâüddin-i Attâr 18- Yakub-i Çerhi 19- Ubeydullah-i Ahrâr 20- Kâdi Muhammed Zâhid 21- Derviş Muhammed 22- Hâcegi Muhammed Emkenegi 23- Muhammed Bakibillah 24- İmam-ı Ahmed Rabbani 25- Muhammed Masum Faruki 26- Seyfeddin Faruki 27- Seyyid Nur Muhammed 28- Seyyid Mazhar-ı Can-ı Canan 29- Seyyid Abdullah Dehlevi 30- Mevlana Halid-i Bağdâdi 31- Seyyid Abdullah Şemdini 32- Seyyid Tâhâ-yı Hakkâri 33- Seyyid Muhammed Sâlih 34- Seyyid Sıbgatullah-i Hizâni 35- Seyyid Fehim-i Arvâsi 36- Seyyid Abdülhakim-i Arvâsi 37- Hüseyin Hilmi Işık Efendi 38- ENVER ÖREN “rahmetullahi teâlâ aleyh”


İnsan, bir işin neticesinin iyi mi, kötü mü olacağını bilemez. Muhakkak şu işim olsun diye ısrar etmemeli, (Hayırlıysa olsun) demeli. Kur’an-ı kerim ve dua, şartları gözetilerek okunursa, fayda verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Kur’an-ı kerimin her harfi şifadır, dileklere devadır. Allahü teâlâ, (Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir) buyuruyor. Ayrıca her gün, bir Fatiha ile istiğfar duasını okuyup, sevabını Peygamber efendimizin, Enbiyanın, Evliyanın, Silsile-i aliyyenin mübarek ruhlarına hediye ederek, nurlu kalblerine sığınmalı ve onlardan yardım istemeli iltica etmeli. Bu ikisi alışkanlık haline getirilmeye çalışılırsa, onlardan gelen feyzlere kavuşulur. Sevdiği büyük zatın kitaplarını okumak, râbıtadır. O büyükler, (Bizi arayan, kitaplarımızın satırlarının arasında bulur) buyurmuştur. Kitaplarını severek okuyan, sohbetinde bulunmuş gibi onlardan istifade eder, çünkü (Mükâtebe, nıfs-ı mükâleme) yani (Büyük bir zatın kitabını okumak, onun sohbetinde bulunmanın yarısıdır) buyurulmuştur. Abdülhakim-i Arvasi hazretleri de buyuruyor ki: Melekler, Peygamberlerin ve evliyanın ruhları, her kim, nerede, ne zaman ve her ne halde çağırırsa, orada bulunur, yardım ederler. Hızır aleyhisselamın, sıkıntıda olanların imdadına yetişmesi böyledir. Peygamber efendimizin, ümmetinin her birine, hele ölüm zamanında, imdada yetişmesi de böyledir. Azrail aleyhisselamın, ruh [can] almak için her anda, her yere gelmesi de, böyledir. Her mürşid-i kâmilin, talebesine yetişmesi de böyledir. (S. Ebediyye) Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyuruyor ki: Büyük bir zatın kabrini ziyaret eden kimse, ona rabıta ederse, yani dünya işlerini hiç düşünmeyip, kalbine hiçbir şey getirmeyip, o zatın ruhunu, his organları ile anlaşılamayan bir nur farz ederek, bunu kalbinde bulundurursa, o ruhtan, kendi kalbine bir şeyler akmaya başlar. Çünkü evliyanın ruhları, feyzlerin kaynağıdır. Kaynağı kalbine koyan, bunun feyzine, nimetine, bilinmeyen ihsanlarına elbette kavuşur. Ruhu kuvvetlenir, olgunlaşır. Böyle büyük zatın kabrine gitmek de râbıta olur. Kabre gidince o zatı kabrin içinde düşünmemeli. Ruhunun Arşta olduğuna inanmalı. Kabirde, o büyük zatı düşününce, ruhu orada hazır olur. Böylece rabıtaya geçilmiş olur. Edeple düşünüp, huzurunda saygıyla durunca, ruhu orada hazır olacağı için manevi istifade başlar. Alaüddin-i Attar hazretleri buyurdu ki: Büyüklerin kabirlerini ziyaret edene, onları anladığı ve bağlandığı miktarca fayda hâsıl olur. Onların kabirlerinden, çok fayda alınır. Fakat ruhlarına bağlanmak, yani rabıta yapmak daha faydalıdır. Büyük zatları seven, o zattan gelen feyzlere kavuşur. Feyz nedir? Feyze kavuşan nasıl anlar? Feyz, nur demektir. Feyz gelince, kalb temizlenir. Okuduğunu anlamaya, ibadetlerin tadını duymaya, kusurlarını görmeye ve günahlardan sakınmaya başlar. Feyz gelmesi ve gelen feyzleri alabilmek için salihlerle beraber bulunmak, dinin emrine uymak şarttır. Fâsıklarla karşılaşmak, onlarla beraber olmak, kalbde zulmet hâsıl eder, feyz gelmesine engel olur. Feyz geldiğinin alameti, günahtan sakınmak, feyzin kesildiğinin alametiyse, hiç üzülmeden günah işlemektir. Feyz gelen kalb, dünya hayatını hayal gibi görür.